EsrarengiZ KaranlıK

Hrant Dink Suikasti

 

Danıştay Saldırısı (17 Mayıs 2006) , 17 Mayıs 2006 tarihinde Danıştay II. dairesine Alparslan Arslan adlı saldırganın gerçekleştirdiği silahlı eylemidir. Alparslan Arslan bu saldırıyı, Danıştay II. dairesinin türban hakkında aldığı kararlara tepki olarak gerçekleştirdiğini ifade etmiştir. Ancak Ergenekon İddianamesi'nde Danıştay Saldırısı'nın Ergenekon terör örgütü'nün talimatıyla gerçekleştirildiği savunulmuştur.25 Temmuz 2008'de kabul edilen Ergenekon soruşturması iddianamesinde Danıştay Saldırısından sorumlu olarak Ergenekon örgütü gösterilmiş ve azmettiricisi olarak emekli Tuğgeneral Veli Küçük gösterilmiştir

 

Saldırı sonrasında, Danıştay İkinci Daire üyesi Mustafa Yücel Özbilgin ölmüş, aralarında daire başkanı Mustafa Birden'in de yer aldığı dört üye daha yaralanmıştır. Arslan, saldırı sonrasında kaçmaya çalışırken Danıştay'da görevli polis memurları tarafından yakalanmıştır.

Saldırıya Türkiye'deki belli kesimlerden tepkiler gelmiştir. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 19 Mayıs 2006'da yaptığı açıklamada saldırının sadece Danıştay'a değil, laik devlete de yöneltilmiş olduğunu söylemiştir. Saldırıdan sonraki gün kaldırılan Yücel Özbilgin'in cenazesi sırasında bazı kesimlerce irticaya ve irticanın oluşmasına imkân verdiği iddia edilen Tayyip Erdoğan Hükümeti'ne tepkiler yağmıştır. Cenaze namazı öncesi ve sonrasında "Türkiye laiktir, laik kalacak" sloganları atılmış ve cenazeye gelen AKPli hükümet üyeleri "katiller dışarı" sloganları ile protesto edilmiştir. Cenazeye gelen yargı ile YÖK üyeleri, cumhurbaşkanı ve askerler ise göstericiler tarafından alkışlanmıştır.

Hükümet dışında Vakit Gazetesi de tepki görmüştür. Gazetenin, Danıştay 2. Dairesi'nin okul öğretmenlerinin türban takmasını uygun bulmayan kararından sonra "İşte O üyeler" diye hedef gösteren bir başlık atıp daire üyelerinin resimlerini basmasıve gazetenin bu sayısının saldırganın üzerinde çıkması[[1]], Vakit Gazetesi'nin saldırıda rolü olduğu şüphesini uyandırmıştır. gazete hakkında "hedef göstermek" suçundan açılan davadada, 13 Şubat 2006 tarihli gazetede yayınlanan "İşte O Üyeler" başlıklı haberde Danıştay üyelerini terör örgütlerine hedef gösterdiği gerekçesiyle Vakit gazetesinin sahibi Nuri Aykon 100 bin YTL, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Harun Aksoy ise 11 bin 572 YTL para cezasına çarptırılmıştır.

Saldırgan Arslan ile birlikte saldırıya karışmış yedi kişinin davası hala devam etmektedir. Davanın ilk duruşması sırasında Arslan kaçmaya çalışmış[kaynak belirtilmeli], fakat başaramamıştır. Dava günü açıklama yapan baba İdris Arslan, "Laiklik adı altında kutsal değerlerine saldıranlara Türkiye'nin gereken cezayı vereceğini" söyleyerek oğlunun yaptıklarını desteklemiştir.

Saldırı

Saldırıda hayatını kaybeden Mustafa Yücel Özbilgin

Saldırı, 17 Mayıs 2006 sabahı saat 9:45 civarında gerçekleşti. Arabasını Necatibey Caddesi'nde park ettikten sonra Danıştay'a gelen Alparslan Arslan adlı avukat, sahip olduğu avukat kimliği sayesinde güvenlikten silahıyla birlikte geçmeyi başardı. Danıştay 2. Dairesi'nin bulunduğu kata geldikten sonra daire başkanı Mustafa Birden'in odasına yöneldi. Kapıda sekreter Aynur Taslı tarafından durdurulan, fakat çay servisi yapılmakta olduğu için açık olan kapıdan içeri giren Arslan, içeride toplantı yapan daire üyelerine elindeki Glock marka silahla 11 el ateş etti. Arslan'ın saldırı sırasında tekbir getirdiği de ileri sürüldüyse de, bu iddia bizzat saldırıya uğrayan üyeler tarafından yalanlanmıştır. Arslan'ın silahından çıkan kurşunlar, daire üyelerinden Birden, Özbilgin, Gönenç, Özdemir ve Çobanoğlu'na isabet etti. Üye Kamuran Erbuğa, saldırı sırasında masanın altına girerek yara almadan kurtuldu. Odadaki çaycı da yaralanmadı. Odadan çıkarken bağıran Taslı'ya susması için silahını doğrultan Arslan, koridorda havaya bir el ateş ettikten sonra merdivenlere yöneldi.

Kaçmaya çalışırken yolu polisler tarafından kesilen Arslan etkisiz hale getirilip yakalandı.

Saldırı'nın ardından Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırılan yaralı üyelerden Mustafa Yücel Özbilgin aynı gün içinde hayatını kaybetmiş, diğer üyeler ise ilerleyen haftalarda iyileşip taburcu olmuşlardır.

Tepkiler [değişt

 

tepki çok büyük oldu. Ertesi gün saldırıyı protesto etmek için Ankara'da toplanan kalabalık Anıtkabir'i ziyaret etti ve sonrasında Yücel Özbilgin'in cenazesine katıldı. Bu kalabalık içinde Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay, Sayıştay, Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi üyeleri ile Türkiye Barolar Birliği temsilcileri ve 30 kadar ilin baro başkanları, savcılar, rektörler, öğretim üyeleri de vardır. Anıtkabir'de yapılan Yargıtay ve Danıştay imzalı açıklamada saldırının gerçekleşmesinde Tayyip Erdoğan hükümetinin ve Vakit Gazetesi'nin sorumluluğu olduğu dile getirilmiştir. [1]

Anıtkabir'e yürüyüş ve Yücel Özbilgin'in cenazesi sırasında sloganlar atılmıştır. Bu sloganlardan en çok tekrarlananı "Türkiye laiktir, laik kalacak" sloganıdır. Bunun yanısıra bu kesimlerce, Ak Parti hükümeti alehine de sloganlar atılmıştır. Hükümeti temsilen cenazeye katılan AKPli bakanlar "katiller dışarı" ve "mollalar İran'a" sloganlar arasında camiye girmiştir.

Hükümetin Tutumu [değiştir]

Saldırı, hükümetin tüm üyeleri tarafından kınanmıştır. Ancak hükümet saldırının irticai bir saldırı olduğunu reddetmiş ve hükümeti devirmek amaçlı bir komplonun parçası olduğunu savunmuştur. Protesto gösterilerinin ardından hükümet adına açıklama yapan devlet bakanı Mehmet Ali Şahin, "saldırganların saldırıyla değil, hükümete yönelik protestolarla amaçlarına ulaştıklarını" söylemiş ve saldırının "türban kararı ile ilgili olmayıp Türkiye'deki istikrar ortamını yoketme amacında olduğunu" savunmuştur.[2] Takip eden günler içinde hükümetin diğer üyelerinden de bu saldırının Türkiye'deki istikrarı yok etmeye yönelik bir komplo olduğu fikrini destekleyen açıklamalar gelmiştir. Hatta başbakan Recep Tayyip Erdoğan, muhalefet lideri Deniz Baykal'ı bu komplonun bir parçası olmakla suçlamıştır. [2]

Vakit Gazetesi'nin Manşeti [değiştir]

Vakit gazetesinin konuyla ilgili manşeti.

13 Şubat 2006'da yayınlanan Vakit Gazetesi'nde, saldırıya uğrayan Danıştay İkinci Dairesi üyelerinin resimleri basılmış ve "İşte o üyeler" başlığı atılmıştı. Gazetenin yargıtay mensuplarının fotoğraflarını açıkca göstermesinin bir hedef gösterme olduğu iddia edilmiştir. Ayrıca bu gazetenin Alparslan Aslan'ın üzerinde bulunduğu da iddia edilmiştir. Ahmet Taner Kışlalı'nın, o zamanlar Akit adıyla yayın yapan, gazetenin "Yuh pişkin zorba" ve "Zorba Kemalist gemi azıya aldı" manşetlerini atmasının ardından suikaste kurban gitmesi bu iddiaları güçlendirdiği söylenilmektedir. [3] gazete hakkında "hedef göstermek" suçundan açılan davadada, Vakit gazetesinin sahibi Nuri Aykon 100 bin YTL, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Harun Aksoy ise 11 bin 572 YTL para cezasına çarptırılmıştır.

Yargı Süreci [değiştir]

Saldırgan Alparslan Arslan ve saldırıya karışmış diğer kişilerin davasının ilk duruşması 11 Ağustos 2006'dagerçekleşmiştir. Alparslan Arslan ve diğer sanıklar "anayasal düzeni cebren değiştirmeye teşebbüs" ve "silahlı örgüt kurma" suçlarından yargılanmaktadır. Alparslan Arslan'ın da aralarında bulunduğu yedi sanık tutuklu; Salih Kunter ile Ayhan Parlak ise tutuksuz yargılanmaktadır.

İlk duruşmada kendine yöneltilen suçlamaları kabul eden Alparslan Arslan; türban konulu kararı nedeniyle Danıştay'a, türban takanları domuza benzeten karikatüre yer verdikleri için ise Cumhuriyet Gazetesi'ne saldırdığını itiraf etmiştir. Saldırılarda kullandığı bomba ve silahları Osman Yıldırım adlı kişiden aldığını söylemiştir.[4]

Saldırılarda kullanılan Glock marka silahın, incelemeler sonucu, Amerikan'ın Irak Devleti'ne hibe ettiği silahlardan olduğu kesinleşmiştir. ABD'nin hibe ettiği 400.000 silahtan yalnız 12.000'i kayıt altına alındığı tespit edilmiştir. Amerikan tarafının yürüttüğü soruşturmada, kayıp silahların saklandığı silah deposu sorumlularının hesaplarında milyonlarca dolar tesbit edilmiştir. Tanık konumundaki iki depo sorumlusu suikasta kurban giderken, soruşturmanın yolsuzluk soruşturmasına dönüştüğü ve üst düzey rütbelilere kadar uzanacağı belirtilmiştir.[5]

Alparslan Arslan, Cumhuriyet Gazetesi ve Danıştay saldırılarından başka Mehmet Ali Erbil, Mehmet Ali Birand ve Bülent Eczacıbaşı'na da saldırmayı planladığını söylemiştir. [6]

Duruşması sırasında ezan sesini duyması üzerine namaz kılmaya gitmek için izin isteyen Arslan, isteğinin reddedilmesinin ardından dışarı çıkmaya çalışmış ancak başaramamıştır.

Duruşma sonrasında basına açıklama yapan saldırganın babası İdris Arslan, "Türkiye'de Türk, İslam, Bayrak, Kur'an düşmanları" olan "birçok Ermeni ve Rum" olduğunu ve "Laiklik adı altında bu ülkenin değerlerine düşmanlık" ettiklerini söylemiştir. "Milletin değerlerine hakaret edene, bu millet gereken dersi verir. Bunu herkes bilsin" diyerek de oğlunun yaptıklarını desteklemiştir.[7] Bu sözlerinden dolayı hakkında "suçu ve suçluyu övmek"ten dava açılmıştır.Dava zaman aşımına uğramıştır.

Bugün 1 ziyaretçi (16 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=