EsrarengiZ KaranlıK

Semdinli OlaylarI

Olayların gelişimi

9 Kasım

Şemdinli'de eski PKK'lı Seferi Yılmaz'a ait kitapçı bombalanmış, bir kişi ölmüş, bombayı attığı öne sürülen bir kişinin sığındığı otomobil halk tarafından durdurulmuş ve içindeki üç kişi tartaklanarak polise teslim edilmiştir. Zanlılar emniyetten olduklarını iddia etmiş ve bu üç kişinin serbest bırakıldığı iddiası üzerine Şemdinli halkı sokaklara dökülmüş ve polis noktası ateşe verilmişti. Otomobilde keşif yapan savcı ve CHP Hakkari Milletvekili Esat Canan'ın üzerine de ateş açılmış, bir kişi de burada ölmüştür.

10 Kasım

Yaklaşık 500 kişi sabah saat 08.00 sıralarında ilçe girişindeki polis noktası yakınında toplandı. Göstericiler, olay yerindeki elektrik direkleri ve tellerini sökerek, yol ortasında barikat kurdu. Daha sonra polis kontrol noktasını ateşe veren göstericiler, ilçenin çeşitli bölgelerinde olay çıkardı. Polis ve jandarma ekipleri, ilçedeki belli merkezlere barikatlar kurdu.[1]

Saat 09.00 sıralarında ilçenin DEHAP'lı Belediye Başkanı Salih Yıldız, toplanan kalabalığın dağılması için bir apartmanın balkonunda konuşma yaptı. Yıldız, "Sakin olmazsanız, haklıyken haksız konuma düşersiniz. Burada, Yüksekova çetesi ve Susurluk benzeri bir olay var. Çözüyoruz ancak sizin sakin olmanız lazım. İşyerlerini taşlamayın" dedi.[1]

Kent girişindeki polis noktalarından biri ateş altında kaldığı sırada, saldırıya uğrayan polislerden biri Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Mehmet Ağar'ı aradı ve "müdürüm kurşun yağmuru altındayız. Bize sahip çıkın" dedi. Ağar, "sakin olun, soğukkanlı olun oğlum, arkadaşların gelecek yanınıza" diye yanıt verdi ve vali ile emniyet müdürünü aradı.[1][2]

Bombalanmanın ardından vatandaşlar tarafından tahrip edilen ve jandarmaya ait olduğu kesinleşen 30 AK 933 plakalı beyaz renkli Renault 19 marka otomobilin bagajında bulunan silah ve belgeler[3]
Bagajdan çıkan belgelerden Seferi Yılmaz'a ait evin krokisi
Bagajdan çıkan belgelerden Seferi Yılmaz'a ait Umut Kitabevi'nin krokisi
Bagajdan çıkan belgelerden Renault marka arabanın motorlu araç sicil kartı

Bombanın patladığı Umut Kitabevi'nin önünde park halinde bulunan ve patlamanın faillerine ait olduğu belirtilen 30 AK 933 plakalı Renault 19 marka otomobilin Hakkâri Jandarma Komutanlığı'na ait olduğu ortaya çıktı.[4] Aracın bagajında üç Kalaşnikof tüfek, bunlara ait 10 şarjör, bomba malzemeleri, polis ve asker yelekleri, krokiler ve bazı kişilere ait resimler bulundu.[4] Kimliği belirsiz kişilerce ateş açılması sonucu otomobilde keşif yapan savcı incelemesini tamamlayamadı.[4] Keşfi izleyen kalabalıktan Ali Yılmaz öldü, beş kişi de yaralandı.[1]

 

12 Kasım [değiştir]

Uzman Çavuş Tanju Çavuş savcının keşif yaptığı anda halkın üzerine ateş etmek ve Ali Yılmaz'ın ölümüne neden olmak, PKK itirafçısı Veysel Ateş ise kitapçıya bomba atmak suçundan tutuklandılar. Her iki sanık da tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.[2]

 

13 Kasım

Patlamanın faillerine ait otomobilin bagajında bulunan belgeler arasında 105 kişinin adının yazılı olduğu üç liste ile içinde krokiler, haritalar, kimlik kartları ve izin kâğıtları olan 300 sayfalık dört klasör bulundu.[3] "Sakıncalı", "milis" ve "devlet yanlıları" başlıklarıyla adlandırılan listelerin yanısıra Demokratik Toplum Partisi'nin 18 delege aday adayının fotoğraflarının bulunduğu bir başka belge ortaya çıktı.[3]

 

15 Kasım

Yüksekova'da, Şemdinli olaylarını protesto etmek isteyenlerle polis arasında çıkan çatışmada üç kişi ölürken, yedisi polis 16 kişi de yaralandı.[5]

 

Raporlar

MİT ve Jandarma İstihbarat Teşkilatı raporlarına göre bu olay PKK yandaşlarının bomba yapımı sırasında bombanın ellerinde patlamasıdır.[kaynak belirtilmeli] Olay yerinde bulunan görevliler ise derin devletin değil askeriyenin personelidir. Susurluk ile arasındaki fark ise Susurlukta yakalanan silahların ruhsatsız silahlar, Şemdinli'de yakalanan silahların ise TSK'ya ait olmasıdır.

Ayrıca JİT başkanı[kaynak belirtilmeli] Mehmet Çörten PKK'nın Fransa'daki gibi sokak eylemlerine girişeceğini[kaynak belirtilmeli] bu olayların bunların provası olduğunu belirtmiştir.[kaynak belirtilmeli]

Hukuki Süreç

Hukuki Değerlendirmeler

  1. Olayın ROJ TV tarafından anında dünyaya (görüntülü olarak) duyurulması,[[1]] terör örgütü mensuplarının birbirleriyle 9-15 Kasım 2005 tarihleri arasında yaptıkları telefon görüşmeleri (Hürriyet Gazetesi 12, 13 Mart 2006) kafalarda soru işareti bırakmaktadır.[[2]]
  2. TBMM'de Şemdinli Olaylarını Araştırma Komisyonu kurulması yasal değildir. Anayasa'nın 98/3. maddesine göre; " Meclis araştırması, belli bir konuda bilgi edinmek için yapılan incelemeden ibarettir." Yargıya intikal eden konularda, meclis araştırması yapılamaz. Adalet Bakanı Cemil Çiçek yaptığı açıklamada bunu açıkça ifade etmiştir.[6]

Hukuki Hatalar

  1. Van ve Hakkari Cumhuriyet Başsavcılıklarının, soruşturmaları Mehmet Ali Altındağ'ın ifadelerine dayanmaktadır. Mehmet Ali Altındağ olay anında Şemdinli'de olmadığını söylediğine göre; tanık olamaz.
  2. Savcı Ferhat Sarıkaya Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 157. maddesinde düzenlenen "soruşturmanın gizliliği" hükmünü ihlal etmiş, İddianamesini Sıvacıoğluna ve basına göndermiştir. Kanunun bu hükmüne göre; "soruşturma evresinde usul işlemleri gizlidir." Yine Kanunun 174. maddesine göre; "Mahkeme, iddianame ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren 15 gün içinde iddianameyi iade edebilir." Savcı Sarıkaya, iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilip edilmediğini beklemeden, konuyu Sıvacıoğluna ve basına taşımıştır.
  3. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 1 Ocak 2006 tarih ve 23 sayılı Genelgesine göre Generaller hakkında işlem yapılabilmesi için; "Evrak Genelkurmay Başkanılığına gönderilir." Genelkurmay Başkanlığı 353 Sayılı Kanun'a göre gereğini takdir eder. Oysa Savcı Sarıkaya, iddialarını mahkeye taşımıştır. İddiaları vasıflandırmak suretiyle, görev ve yetkisini aşmıştır.[[3]]

Yaşar Büyükanıt ile ilgili iddialar

Savcı Sarıkaya, Büyükanıt'ı şunlarla suçlamıştı:

  • Ali Kaya için, 'Tanırım, iyi çocuktur' sözleriyle adli yargıyı etkilemeye teşebbüs.
  • Diyarbakır'da 7. Kolordu'da görev yaptığı dönemle ilgili olmak üzere, suç işlemek için örgüt kurmak.
  • (İşadamı M. Ali Altındağ'ın ifadesini esas alarak), sahte belge düzenlemek.
  • Görevi kötüye kullanmak.

Yaşar Büyükanıt ve diğer komutanlar hakkındaki iddialar, Büyükanıt'ın Diyarbakır'da görev yaptığı döneme aittir. Ceza Muhakemeleri Kanunun 12. maddesine göre; "Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir." Başka bir ifade ile savcılıkların ve mahkemelerin yetkisi, mülki idare ile sınırlıdır. Konu ile ilgili olarak "Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı yetkilidir." Savcı Sarıkaya'nın evrakı "Yetkisizlik Kararı" ile Diyarbakır'a göndermesi gerekirdi. Genelkurmay Genel Sekreterliği, Şemdinli olayları nedeniyle, Van Başsavcılığı'nca orgeneral Büyükanıt ve bazı subaylar hakkında soruşturma açılması talebine ilişkin dosyayla ilgili olarak, Genelkurmay Başkanlığı'nın resmi internet sitesinden yapılan açıklamada şöyle denilmiştir:[[4]]

Kamuoyunda 'Şemdinli iddianamesi' olarak bilinen konuda Van Başsavcılığı tarafından hazırlanan iki adet dosya 13 Mart 2006'da Genelkurmay Başkanlığı'na ulaştırılmıştır. Genelkurmay Başkanlığı'nın 8 Mart 2006 tarihinde yaptığı teknik açıklamada belirtilen yasal mevzuat çerçevesinde anılan iki dosyadaki iddia, ihbar, şikâyet ve değerlendirmeler incelenmiş ve aşağıdaki sonuçlara varılmıştır. Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs olduğu iddia edilen ve kamuoyu tarafından çok iyi bilinen ifadenin, hüküm kurmak amacıyla kasıtlı olarak sadece bir bölümünün dikkate alındığı görülmüştür. İfadenin tamamı dikkate alındığında hükmün öngördüğü kastın olmadığı açıkça anlaşılmaktadır.
 

Siyasi değerlendirmeler

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal, Van Savcılığı'nın Şemdinli olaylarıyla ilgili hazırladığı iddianamede, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın suçlanmasını Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı "darbe girişimi" ve yargının bu girişime "alet edilmesi" olarak nitelendirdi.[7]

 

Sonuçları

Şemdinli'de ölümle sonuçlanan bombalama eyleminin iki askerle bir PKK itirafçısıdan oluşan "çetenin işi" olduğuna karar veren Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz'i öncelikle çete kurma suçundan bir yıl 11 ay 10'ar gün hapse mahkûm etti. Mahkeme, ardından sanıkları Mehmet Zahir Korkmaz'ı öldürmekten 25'er yıl, Seferi Yılmaz'ı öldürmeye teşebbüsten 12'şer yıl, Metin Korkmaz'ı yaralama suçundan altı'şar ay hapis cezasına çarptırdı. Sanıklar toplam 39 yıl beş ay 10'ar gün hapisle cezalandırılmış oldu.[8] Karar duruşmasında avukatının bulunmaması nedeniyle dosyası ayrılan PKK itirafçısı Veysel Ateş de adam öldürmeye tam teşebbüsten 12 yıl altı ay, olası kastla adam öldürmeden 25 yıl, olası kastla adam yaralamadan altı ay, suç işlemek için kurulmuş örgütün üyesi olmaktan bir yıl 10 ay 27 gün olmak üzere toplam 39 yıl 10 ay 27 gün hapis cezasına çarptırıldı.[9]

Sanıkların temyiz başvrusu üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesi görevsizlik kararı verdi ve dosyayı terör, örgüt ve devletin birliğini bozmaya yönelik eylem davalarına bakan 9. Daire'ye gönderdi.[10] Yargıtay 9. Ceza Dairesi kararı eksik soruşturma gerekçesiyle bozdu.[10] Sanıkların eylemini "terörle mücadele görevleri kapsamında" gören mahkeme, yargılamanın askeri mahkemede yapılmasını istedi.[10] Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi, davayı askeri mahkemeye göndermeyince hâkim hakkında inceleme başlatıldı.[10] 14 Aralık 2007 tarihinde, Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nde görülen ilk duruşmalarında, tutuklu astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile PKK itirafçısı Veysel Ateş tahliye edildi.[10]

Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesi, bombalamanın ardından toplanan halkın üzerine ateş ederek bir kişiyi öldürmek ve beş kişiyi de yaralamaktan 68 gün tutuklu kalan uzman çavuş Tanju Çavuş'u, "tutuklu kaldığı süre, suçun vasıf mahiyeti, ceza miktarı ve sabit ikametgâhının bulunduğu" gerekçesiyle tahliye etti.[11]

Şemdinli iddianamesini hazırlayan Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 20 Nisan 2006 tarihli kararıyla, "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü" gerekçesiyle ihraç edildi.[12] Büyük Hukukçular Birliği Başkanı Kemal Kerinçsiz ise Sarıkaya hakkında "görevi kötüye kullanmak", "gizliliğin ihlali", "orduyu aşağılama" ve "devletin birliğini bozmak" suçlarından soruşturma yapılması istemiyle Adalet Bakanlığı'na başvurdu fakat ret yanıtı aldı.[13]

Bugün 1 ziyaretçi (18 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=